İşe İade Davası

T.C. 
BURSA  
                   4. İŞ MAHKEMESİ                    
TÜRK MİLLETİ ADINA 
GEREKÇELİ KARAR 
 

ESAS NO: 2017/****
KARAR NO: 2018/***
 
HAKİM: ************ 
KATİP: *********** 
 
DAVACI : ************** 
VEKİLİ: Av. EMİR SENEMAN - Gazcılar Cad. Petek Bozkaya İş Hanı C Blok Kat:2 D:212 Osmangazi/ BURSA 

DAVALI: ************* 
VEKİLİ: ************* 
 
DAVA: İşe İade 
DAVA TARİHİ: 29/12/2017 
KARAR TARİHİ: 30/10/2018 

Mahkememizde görülmekte bulunan işe iade  davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 

DAVA: Davacı, davalı işyerinde 13/03/2006 tarihinde işe başladığını, idari işler temsilcisi olarak görev yaptığını, davacının iş akdinin 29/12/2017 tarihinde  geçerli bir sebep gösterilmeksizin sona erdirildiğini, bu nedenlerle davacının iş akdinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

CEVAP: Davalı, 27.12.2017 tarihinde tanzim etmiş olduğu ihtarname de, "çalışmış olduğunuz birimdeki performansınızın yeterli olmaması, iş yerine geç gelerek mesai saatlerine uymamanız ve bu nedenle işinizin aksaması, bu durumun işyerine olumsuz yansıması nedeniyle 20.12.2017 tarihinden itibaren çağrı merkezi birimine atanmanız yolundaki görevlendirme yazısını tebliğ almamanız nedeniyle iş akdinin fesh edildiğini," belirtmiştir. Dava dilekçesinde, davacının iş akdinin performans düşüklüğü nedeni ile fesh edildiği, davacıya tüm veriler ve makul hedefler açıklandığı ve 2 aylık bir süreçte performansı yeniden değerlendirmeye tabi tuttuğu, ancak davacının bu ilave süreçte de performansının kendisinden beklenenin altında kalması, ç üzerine yazılı savunması alındığı ve sonuçta davacının savunması sonuca etkili görülmediği iş akdi tüm yasal hakları ödenmek suretiyle ve geçerli nedenle feshedildiği, bu nedenle haksız ve dayanıksız açılan davanın reddine, yargılama masrafları ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 

DELİLLER: Taraflar davaya ilişkin delillerini dosyamıza sunmuşlar, fesih bildirimi, hizmet dökümü, davacının işyeri özlük dosyası, işe giriş ve işten ayrılış bildirgesi dosyaya ibraz edilmiş, tanık beyanlarında; 

Davacı tanığı ********* beyanında: "Ben halen davalı iş yerinde çalışıyorum, bina bakım onarımı yapıyorum,  davacı idari işler temsilcisiydi, **********'daki kiralık araçlardan ve servislerden sorumlu kişiydi. Davacı 10 yıldır çalışıyordu, benim bildiğim kadarıyla davacıya çağrı merkezinde operatörlük bölümünde iş teklif ettiler,  o yöneticilik konumu değildi ancak davacının idari işlerdeki işi yönetcilik konumundaydı, davacı çağrı merkezinde telefonlara bakacaktı, bu davacının konumunda bir düşürmedir. Benim gözlemlediğim kadarıyla davacının bir hatası yada yanlış bir davranışı yoktu, neden bu şekilde bir tasarrufta bulunuldu bilmiyorum. Ben bu görev değişikliğinin neden kaynaklandığını bilmiyorum" diye beyan sunmuştur.  

Davacı tanığı ********** beyanında: "Ben davacıyı daha önce birlikte davalı işyerinde çalıştığımız için tanıyorum. Ben 2017 yılı Kasım ayında davacıdan önce  davalı iş yerinden ayrıldım, benden sonra davacı işten çıkartılmış, *********** çalışan mesai arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla, idari işler müdürü ******* davacıyı yanına çağırmış ve kendisine bir seçenek sunmuş, ya çağrı merkezinde çalışırsın yada biz senin işine son veririz demiş, davacı idari işler sorumlusuydu, davacıya çağrı merkezi olarak teklif edilen iş daha düşük bir iştir, davacı idari işler sorumlusu olarak yönetici konumundaydı, davacının bu yer değişikliği onun maaşında düşüşe sebep olacaktı, ayrıca davacı yönetici konumunda olmayacaktı, davacıda bu teklifi kabul etmeyince işten çıkartılmış." diye beyan sunmuştur.   

Davalı tanığı *********** beyanında: "Ben 1,5 yıldır davalı iş yerinde mali ve idari işler müdürü olarak çalışıyorum, davacı idari işler personeliydi. Davacı yönetici konumunda değildi. Davacı döneminde yönetici yoktu, ancak şuanda yönetici vardır. Davacının çalıştığı zamanlarda yöneticilik görevini bana bağlı olarak *********** isimli çalışan yerine getiriyordu, davacı, işten kendi isteği ile ayrıldı. Davacının işe giriş çıkış saatleri ile ilgili sorunlar yaşıyorduk, davacıyı bu konuda uyardık. Davacı bir kısım personel ile konuşmuyordu. Biz davacıyı sürekli işini yapması için uyarmak zorunda kalıyorduk. Davacı 9-10 yıllık bir çalışandı, kendisi hakkında bir kez işe geç gelip gitmesi nedeni ile yazılı savunma istemiştik, genelde davacıyı sözlü olarak uyardık. İşyerine davacı ile ilgili önerilerde bulundum, davacının başka birimde, başka personellerle iletişim içinde olmak zorunda olmayacağı birim olan çağrı merkezinde görevlendirilmesini önerdim. Davacı sadece servis araçlarına bakıyordu, araç tamiri ile ilgileniyordu, davacının çağrı merkezinde çalışması görevinde bir düşüşe sebep olmayacaktı. Davacı sadece çağrı merkezinde telefonlara bakacaktı. Davacının performansı düşüktü, bir çalışan servis güzergahında değişiklik talep ettiğinde davacının bu değiştirmesi haftalar sürüyordu, sadece şoför ile görüşüp halledilecek bir konuyu haftalarca yapmıyordu, eğer şoför ile görüşseydi ertesi gün güzergah değişirdi" diye beyan sunmuştur. 

Davacı asilden isticvaben sorulduğunda, "benim idari işler temsilcisi olarak görev sıfatım geçiyordu, ancak ben araç servis sorumlusu olarak yetkilerde bendeydi, benim birimimde 3 personeldik, bölümün gidişatını ********* bey idari işler müdürydü o belirlerdi, benim altımda çalışan eleman yoktu, benim amir sıfatım yoktu, ben araçlardan sorumluydum, başka araçlardan sorumlu kişi yoktu, emir ve talimat verdiğim kişiler araç kullanıcılarıydı, arabanın tamir olması gerektiğinde şu firmamay götür şu parçayı değiştir diye talimat verirdim, bu konuda karar verme yetkisi bana aitti, araç kullananlar arasında şirket çalışanı da taşeron çalışanı da vardı, araçların tamiri dışında servis sorumlusuydum, güzergah değişikliği ve bunun gibi işleri ben belirliyordum, sonrasında bana çağrı merkezinde müşteri temsilciliği teklif edildi, çağrı merkezinde çalışanların zam oranları düşük oluyordu, benim maaşım daha yüksekti, maaşım onlarla aynı düzeye gelsin diye benim zam oranım düşürülecekti, ayrıca çağrı merkezi vardiyalı çalışma vardı, gece çalışması da olacaktı, ben en son çıkarken 1950 TL net ücretim artı AGİ ikramiye ve prim de veriliyordu, çağrı merkezinde yapılan performansa göre prim veriliyordu aylık olarak," demiştir. 

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı ve davalı tarafın iddiaları dikkate alındığında, davacı işçinin, 4857 sayılı İş Kanununun 18. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmasının yanında, işyerinde en az 30 işçi çalışması, davacının en az 6 aylık kıdeminin bulunması ve işletmeninin bütününü sevk ve idare eden ve işyerine işçi alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda olmaması gerekir. Ayrıca fesih bildirimi tebliğ tarihinden itibaren süresinde İş Mahkemesinde dava açılması gerekir. Somut olayda davalı tarafından 27.12.2017 tanzim edilen ihtarnameyi davacı 29.12.2017 tarihinde tebliğ almış ve  29.12.2017 tarihinde dava açıldığı görülmekle, 7036 sayılı kanun öncesi şartlar irdelenmiş arabuluculuk şartı aranmamış, somut olayda işe iade davası ön koşullarının oluştuğu ve davanın 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.   

Davalı, 27.12.2017 tarihinde tanzim etmiş olduğu ihtarname de, "çalışmış olduğunuz birimdeki performansınızın yeterli olmaması, iş yerine geç gelerek mesai saatlerine uymamanız ve bu nedenle işinizin aksaması, bu durumun işyerine olumsuz yansıması nedeniyle 20.12.2017 tarihinden itibaren çağrı merkezi birimine atanmanız yolundaki görevlendirme yazısını tebliğ almamanız nedeniyle iş akdinin fesh edildiğini," belirtmiştir. 

Dosya içerisindeki belgeler incelendiğinde, 29.09.2017 tarihinde işe geç gelme hususunda savunma istenildiği, fakat işe geç gelme konusunda 2017 aralık ayına kadar iş akdinin feshine ilişkin her hangi bir işlem yapılmadığı, 19.12.2017 tarihli savunma talep edilen dilekçenin içeriğinde işe geç gelmeden bahsedilmediği, içeriğinde performans düşüklüğü ve işyerini etkileyecek davranışlarda düzelme olmaması nedeniyle başka birimde görevlendirildiğinden bahsedildiği, tutanak altında davacının imzadan imtina ettiği yazıldığı, bu durumun davalı işveren çalışanları tarafından teyit edilmek suretiyle imza altına alınmadığı görülmüştür. Davalı tarafından iddia edilen hususlarda dosyaya başkaca bilgi ve belge dosyaya sunulmamıştır. 

Davalı tarafın cevap dilekçesinde belirttiği diğer husus ise işe geç gelme hususudur. Davalı tarafça dosyaya ibraz edilen tek savunma talep edilen dilekçe, 29.09.2017 tarihlidir. Dilekçenin altına davacı tarafça savunma yapılmış, 05.09.2017 tarihinde hasta olduğu ve amirinden izin alarak eve istiharat a gidildiği, 13.09.2017 tarihinde İstanbul'a personel transferi için gidildiği, 15.09.2017 tarihinde araçların hasar tespit işlemi için gittiğini beyan etmekle devamsızlık savunması yaptığı, 18.09.2017 ve 27.09.2017 tarihlerinde iş nedeniyle dışarıda olduğuna dair savunmalar ile söz konusu savunmaların neredeyse tümünün iş nedeniyle olduğunu beyan ettiği ve savunmaların 2017 yılı eylül ayını içerdiği, iş akdinin feshinin 2017 yılı aralık ayında yapıldığı tespit edilmiştir. Davalının tek tanığı beyanında işe geç kalma hususunun bir kez yaşandığını teyit etmiştir.  

4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması olasılığından kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. 

İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. 

İspat yükü kendisinde olan işveren, geçerli ve haklı nedende davacının davranışının veya yetersizliğinin işyerinde olumsuzluklara yol açtığını ve iş ilişkisinin çekilmez hal aldığını da ispat etmelidir. İşçinin mesaiye geç başlama hususunda yerleşik Yargıtay kararları gereğince ancak geçerli fesih tartışılması gerekecek ayrıca geçerli fesih ağırlığında olabilecek ise de, bunun da kabul edilemez bir yoğunlukta olduğunun, işçi tarafından alışkanlık haline getirildiğinin ispatı gerekecektir. 

Davalı taraf geç kalmanın süreklilik arz ettiğini, hem de işyerinde ne gibi olumsuzluklara yol  açtığını ve işin yürütümünü bozacak  nitelikte ve geçerli  sebep oluşturacak ağırlıkta olduğunu ispat edememiştir. 

Mahkememizce, dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde davacının işe geç gelmeyi alışkanlık haline getirdiğine dair 29.09.2017 tarihli tutanak ve savunmadan başkaca delil gösterilmemiştir. 

Dosyada bulunan davacı beyanı, davalı iddiaları, dosyaya sunulan tüm belge ve bilgiler ile tanık beyanları bir bütün olarak düşünülüp, yukarıda ayrıntılı bahsedildiği üzere, davalı taraf iddia ettiği üzere, davalı davacının gerek performansa ilişkin yaşattığı sıkıntıları, gerekse işe gelme konusunda süreklilik arz eden eylemlerini ve bu nedenle işyerinde oluşan zararı olduğunu ispatlayamamış, 2017 yılı 9.ayda oluştuğunu iddia edilen işe geç gelme hususunu iş akdinin feshedildiği 2017 yılı aralık ayına konu etmesi, 2017 yılında tutulan tutanak ile davanın performansa ilişkin sıkıntılarını ispat edememesi, uzun yıllar işverenin araç servis tamir gibi hususları ile meşgul olurken çağrı merkezinde çalıştırılması hususunun iş akdinde esaslı değişiklik olduğu mahkememizce kabul edilmiş, davacı tarafından bu hususa muvafakat edilmediği görülmüş, ayrıca iş akdinin feshi gerekçelerinde davalı tarafından yaratılan çelişkiler dolayısıyla davacının iş akdini geçerli olarak feshettiğine dair mahkememizce kanı oluşmamış, bu yüzden davanın kabulüne, işçinin kıdemi dikkate alınarak 5 ay tutarında işe iade tazminatı ve 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan alınmasının tespitine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. 

HÜKÜM/Yukarıda izah edilen nedenlerle: 
Davanın KABULÜ ile,  

  1. Feshin geçersizliğine ve davacının İŞE İADESİNE, 
  2. Davacının yasal süre içerisinde başvurusuna rağmen davalı işverence yasal süre içerisinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih nedeni ve kıdem durumu dikkate alınarak davacının 5 aylık ücret tutarınca belirlenmesine, 
  3. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak ve kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar olmak üzere en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan alınması gerektiğinin tespitine, 
  4. Alınması gerekli 35,90 TL harçtan, peşin alınan 31,40 TL harcın  mahsubu ile bakiye 4,50 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 
  5. Karar tarihi itibari ile yürürlükte buluna tarife gereğince 2,180,00 TL ücreti vekaletin  davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 
  6. Davacı tarafından yapılan, 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç ve 171,00 TL yargılama gideri olmak üzere genel toplamda 233,80 TL yargılama giderinin  davalıdan tahsili tahsili ile davacıya ödenmesine, 
  7. Taraflarca  yargılama aşamasında mahkeme veznesine depo edilip kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 
  8. Dair, davacı asil, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen kısa karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.30/10/2018