Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Beraat Kararı 2

T.C.
BURSA
9. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BERAAT

TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR


DOSYA NO : 2018/*** Esas
KARAR NO : 2019/***
C.SAVCILIĞI ESAS NO : 2018/*****

BAŞKAN : *****
ÜYE : *****
ÜYE : *****
C. SAVCISI : *****
KATİP : *****

DAVACI : K.H.
SANIK : *****
VEKİLİ : Av. EMİR SENEMAN, Gazcılar Cad. Petek Bozkaya İş Hanı C Blok Kat:2                                                      D:212 Osmangazi/ BURSA

SUÇ : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

GÖZALTI TARİHLERİ : 26/06/2018 - 06/07/2018
SUÇ TARİHİ / SAATİ : 26/06/2018
SUÇ YERİ : BURSA
KARAR TARİHİ : 24/10/2019

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet Savcısı tarafından iddianame ile açılan kamu davası üzerine soruşturma ve kovuşturma evresine ilişkin bütün belgeleri inceleyip toplanan tüm delilleri değerlendirerek aşağıdaki kararı vermiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE TALEP:

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 06/07/2018 tarih ve 2018/**** esas sayılı iddianamesiyle, sanık *****hakkında silahlı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği iddiasıyla, 5237 sayılı TCK' nın 314/2, 3713 Sayılı TMK'nın 5. Maddesi, TCK'nın 53, 54, 58/9, 63. maddeleri ile cezalandırılması talebi ile Mahkememizde kamu davası açılmıştır.

SANIK ***** SAVUNMASINDA: Benim Fetö ile bir ilgim yoktur. 20 yıllık meslek hayatımda herhangi bir soruşturma geçirmedim. 15 temmuz günü de yine görevimin başındaydım. Hakkımdaki suçlamayı kabul etmiyorum. Mahrem yapı ile ilgili hakkımda oluşturulan bilgilerin kolaylıkla elde edilebileceğini düşünüyorum. Aleyhimde olan değerlendirmeleri kabul etmiyorum. Suçsuzum, beraatimi istiyorum, demiştir.

SANIK MÜDAFİİ Av. EMİR SENEMAN SAVUNMASINDA: Müvekkilim kendisinin de bahsetmiş olduğu gibi 20 yılı aşkın bir süredir polis memuru olarak görev yapmıştır. Her polis memuru gibi polis teşkilatında MPS denen bir sistemde kişisel bilgilerin tamamı orada mevcuttur. Ayrıca bu terör örgütünün en büyük amacı hatta en büyük hainliği kendisinden olmayan insanları, vatandaşları da kendisinden gibi göstererek masum vatandaşlarla devleti karşı karşıya getirmek ve kaos ortamı oluşturmaktır. Zaten örgüt bu amacını ulaşabilmek için daha önce mor beyin denen bir olayla da bunu gerçekleştirmeye çalıştı. Bylock kullanıcı olmadığı gerekçesiyle sanki kullanmış gibi gösterilerek, 12000 bin tane masum vatandaşın yargılanmasına sebep oldu. Biz kendi dosyamızda da böyle bir durum olduğunu düşünüyoruz. Fişlemede de örgütün amacı tamamen budur. Hatta Türkiye genelindeki olay yargılamalarda da bu durum yavaş yavaş ortaya çıktı. Hatta emsal olması gereği ile biz Sakarya 4 ACM'nin vermiş olduğu bir kararı da dosyaya sunmak istiyoruz. Bu dosya kapsamında ele geçirilen CD'de emniyet mensupları ile alakalı kişisel bilgilerin de notların olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu notlardaki bilgilerin aslında örgüte mensup olan ve olmayanlar diye bir ayrım olmadan topyekün olarak fişlendiği ortaya çıkmıştır. Bu dosyada yargılanan sanık hakkında da şüpheden sanık yararlanır gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. Verdiğim kararın bizim dosya ile bire bir uyuştuğunu düşüncesindeyiz. Ayrıca müvekkilim söylediğim gibi masumdur. Kendisinin bu terör örgütüne herhangi bir bağı olmamıştır. Az önce söylediğim gibi kişisel bilgilerinin PMS sistemi üzerinden ulaşılmıştır. Zaten dosya kapsamına baktığımızda terör örgütü ile herhangi bir bağının olmadığı aşikardır. Kendisi terör örgütünün toplantılarına katılmamıştır. Katıldığına dair bir tespit yoktur. Bylock kullanmamıştır. Kullandığına dair bir tespit yoktur. Ayrıca bank asya hesabı bulunmamaktadır. Bulunduğuna dair yine bir tespit yoktur. Yine ayrıca iddianamelerde işleyişi ile alakalı bilgiler arasında şöyle bir bilgi de vardır. Örgüt üyeleri 3 aylık kısa periyotlarla hatlarını değiştirmektedir. Bu hatları başka şahıslar üzerine kaydetmektedir. Ama müvekkile baktığımızda kendisi 15 yıldır tek bir hattı kullanmış ve bu hat kendi üzerine kayıtlıdır. Özetle şahsın terör örgütü üyesi olarak değerlendirilebilmesi için sanığın örgütle sıkı bir bağ içinde olması lazımdır. Ancak yine müvekkilim açısından baktığımızda örgüt ile bağ kurarak, örgütün hiyerarşik yapısında olduğunu gösterir emir ve talimat aldığını gösterir hiçbir ibare yoktur. Bu gerekçe ile sunmuş olduğumuz karar doğrultusunda müvekkilimizin beraatini talep ederiz, demiştir.

İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:

Sanık Mustafa Yılmaz hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılamasında;
Örgüt üyeleri tarafından cemaat ya da hizmet hareketi olarak tanımlanan F.Gülen'in kurucusu ve yöneticisi olduğu Fetulahçı Terör Örgütü yapılanmasının yurt içinde ve yurt dışında faaliyete geçirilen eğitim kurumları aracılığıyla ve düzenlenen sohbet toplantılarıyla örgüte üye kazandırdığı, üyelerinden himmet adı altında topladığı ekonomik varlıklarla finansal kaynak oluşturduğu, kendi içinde sıkı bir hiyerarşik bağ bulunan ve bylock gibi haberleşme uygulamalarını da kullanmak suretiyle hücre tipi bir yapılanmaya giden ve nihai amacı önce legal görünümle yerleştirdiği mensupları vasıtasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm anayasal kurumlarını ele geçirmek olan, ele geçirme süreci tamamlandıktan sonra da gerektiğinde demokratik olmayan yöntemlerle cebir ve şiddet kullanmak suretiyle parlamento hükümet ve diğer anayasal kurumları feshedip, iktidarı ele geçirerek ideolojisi doğrultusunda, oligarşik bir devlet düzeni kurmak olan FETÖ/PDY'nin, emniyet, jandarma, MİT ve Türk Silahlı Kuvvetleri gibi silah kullanma yetkisine haiz resmi kurumlarda görevli mensuplarının bulunması, örgüt mensuplarının bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının var olması ve 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen hain darbe girişimi ile birlikte örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde bu silahları kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında söz konusu örgütün üye sayısı ve araç gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olduğu ve TCK 314.maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü niteliğinde olduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18/04/2017 tarih ve 2017/**** sayılı “Emniyet Mahrem Yapılanması” soruşturması kapsamında ele geçirilen Micro SD Kartıın incelenmesi neticesinde, sanığa FETÖ/PDY terör örgütünce SAY notunun verildiği, SAY Notunun" FETÖ mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memurlarını ifade ettiği “ şeklinde not verildiği tespit edildiği, sanığın kendisine verilen görevleri yerine getirdiği, kendi iradesini örgüt iradesine teslim ettiği, FETÖ/PDY terör örgütünün hiyerarşisine dahil olduğu ve böylelikle örgüt ile organik bağ kurarak terör örgütünün üyesi olduğu rapor, beyan, araştırma tutanakları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla;

1)Sanık Mustafa Yılmaz FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçunu gerçekleştirmiş olmakla, eylemlerine uyan 3713 sayılı TMK'nun 7/1 yollaması ile TCK'nın 314/2, 3713 Sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53/1, 54,58/9 maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA,

2) Sanığın gözaltında geçirdiği sürelerin TCK'nın 63/1 maddesi uyarınca cezasından MAHSUBUNA karar verilmesi, kamu adına esas hakkında talep ve mütalaa olunur, demiştir.

DELİLLER:
İddia, savunma, arama el koyma tutanağı, veri inceleme raporu, dijital materyal inceleme raporu, adli sicil ve nüfus kaydı ile tüm dosya evrakı kapsamı.

HUKUKİ NİTELENDİRME:
FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ :
Amacı; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını istismar ederek “himmet, burs, zekat ve kurban bağışı” adı altında topladığı maddi kaynaklar ile yurt içi ve yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseselerinde kendi amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencileri, başta Yargı kurumları ile Emniyet Müdürlüğü teşkilatı ve Askeri Kurumlar olmak üzere tüm devlet kademlerine yerleştirdiği, bu insan kaynağı ile ekonomik ve siyasi gücünü, örgüt ideolojisi doğrultusunda kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasal kurumlarında (yasama, yürütme, yargı erklerini) kadrolaşmayı ve aynı zamanda uluslararası platformlarda da etkin bir güç haline gelmeyi amaçladığı;

Hiyerarşik yapısı; Kurucusu ve lideri Fetullah Gülen olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ; 'coğrafi', 'sektörel' ya da 'kurumsal' anlamda, "imam" olarak ifade edilen sorumlulardan oluşan bir çalışma ve hiyerarşik düzene sahip olduğu;

Paralel devlet kurma çabaları; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, örgüt liderinin temel hatları ile formüle ederek belirlediği strateji kapsamında, illegal mücadele metotlarını kullanarak hedefe ulaşmaya çalışmanın, zor hatta imkânsız olduğunu öngörerek, bunun yerine legal görünüm altında, kamu kurumlarına ve kamu kurumu niteliğindeki tüm kurumlara sızarak, devlet içerisinde devlet modeline paralel bir şekilde örgütlenmek suretiyle alternatif bir sistem kurmayı ve devletin tüm karar ve uygulama mekanizmalarını kontrol altına alarak kamu gücünü örgütün amacı doğrultusunda kullanmayı hedeflediği;
Haberleşme yöntemleri; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünde haberleşmenin son derece gizlilik içerisinde yapıldığı, faaliyet alanların çeşitliliğine paralel olarak örgütün çeşitli haberleşme yöntemlerini kullandığı; örgüt mensuplarının özellikle, örgütün elebaşı Fethullah Gülen'in talimatıyla, özel bir servır üzerinden yalnızca FETÖ terör örgütü mensuplarının kullanabileceği özel bir yazılım olarak üretilen ve örgüt mensuplarının deşifre olmadan kendi aralarındaki haberleşmeleri sağlamaları amacıyla kullanımına sunulan "By-Lock" isimli kriptolu program üzerinden haberleşmeyi sağladıklarının anlaşıldığı;

Örgütün Finans Kurumu Asya Katılım Bankası A.Ş. (BankAsya); 1996 yılında özel finans kurumu olarak FETÖ/PDY sermayesi ile kurularak faaliyetlerine başladığı, 3 Şubat 2015 tarihinde TMSF'nin şirket yönetiminin % 63'üne el koyduğu, 29 Mayıs 2015 tarihinde ise bankanın tamamının TMSF'ye devredildiği, 18 Temmuz 2016 tarihinde faaliyetlerinin geçici olarak durdurulduğu, 22 Temmuz 2016 tarihli BDDK kararı gereğince, Bank Asya'nın faaliyet izninin kaldırıldığı; BDDK'nın 28/05/2015 tarihli Bank Asya ile ilgili tespit raporu'nda özetle; "17/25 Aralık 2013 sürecinden sonra örgüt elebaşısı Fetullah Gülen'in medya aracılığıyla mensuplarına ilettiği talimatı ile bankadan mevduat çıkışının yoğun bir şekilde yaşandığı Aralık 2013 - Haziran 2014 arasındaki dönemde olağan bankacılık faaliyetleri ile bağdaşmayacak şekilde bankaya mevduat yönlendirmesi yapıldığı kanaatine varıldığı, 01/01/2014 - 30/06/2014 tarihleri arasındaki dönemde Bank Asya'da çok sayıda hesabın açıldığı, hesap açılışlarının 06/01/2014 tarihinden itibaren artış gösterdiği, en fazla hesap açılışının 30/01/2014 tarihinde gerçekleştiği, ülkemizde daha önce yaşanan bankacılık krizleri sonrasındaki süreçte, bu denli büyük mevduat çıkışı yaşanmamışken, açılan hesap sayısındaki artışın bir yönlendirmenin neticesi olduğunun düşünüldüğü" hususlarının yer aldığı;

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi; 17/25 aralık 2013 tarihlerinden sonra, Devletin tüm erkleri ile birlikte FETÖ/PDY terör örgütü ile etkin mücadelesi sonucu, örgütün amaç ve hedeflerini legal yollarla gerçekleştiremeyeceğinin anlaşılması üzerine, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, askeri hiyerarşi dışında, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak adlandıran ve örgüt elabaşısının talimatları doğrultusunda hareket eden, resmi üniformalı silahlı terör örgütü mensupları tarafından Anayasa'yı askıya alarak, seçilmiş Cumhurbaşkanını görevden almak, Meclis ve Hükümeti ortadan kaldırmak amacıyla demokrasiye karşı silahlı darbe teşebbüsünde bulunulduğu; stratejik öneme sahip kurumlar başta olmak üzere birçok kamu kurumunun saldırıya uğradığı ya da işgal edildiği, Cumhurbaşkanına suikast girişiminde bulunulduğu; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletinin topyekün karşı koyması sonucunda FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünce gerçekleştirilen bu darbe girişiminin başarısızlığa uğratıldığı, darbe girişimi sırasında ülke genelinde 246 kişinin şehit olduğu, 2.186 kişinin yaralandığı;

Silahlı terör örgütü olarak kabul; Süreç içinde Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından örgütün milli güvenliği tehdit ettiğine, bir terör örgütü olduğuna ve diğer terör örgütleri ile işbirliği yaptığına dair kararlar verildiği; bu bağlamda ilk kararın 26/02/2014 tarihli MGK toplantısında verildiği; bu tarihten itibaren MGK toplantılarında düzenli olarak örgüte ilişkin değerlendirmeler yapıldığı ve çeşitli kararlar alındığı; 30/12/2014 tarihli MGK toplantısı sonrasında yapılan açıklamada paralel devlet yapılanması vurgusu yapıldığı; 15 Temmuz darbe teşebbüsü öncesi yapılan 26/05/2016 tarihli MGK toplantısında, millî güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanmasının (FETÖ/PDY) bir terör örgütü olarak kabul edildiği; Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin 10 Haziran 2016 tarihli kararıyla örgütün ilk kez bir yargı kararı ile terör örgütü olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.

SANIK İLE İLGİLİ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Sanık ***** hakkındaki Mahkememizce yapılan yargılama sırasında mevcut ve araştırma sonucu elde edilen tüm deliller ve değerlendirilmesinde;

Kolluk araştırma belge ve tutanaklarının incelenmesinde, sanığın Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü kadrosunda polis memuru olarak görev yapmakta iken KHK kapsamında görevden uzaklaştırıldığı,

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem hizmetler olarak adlandırdığı polis yapılanmasına yönelik olarak yapılan soruşturması kapsamında elde edilen dijital materyal üzerinde yapılan incelemeye göre oluşturulan veri inceleme raporunun incelenmesinde, terör örgütünce sanığa örgüt mensuplarınca "SAY" notunun verildiği, verilen notun örgüt mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları bulunmayan örgüt üyelerini ifade ettiği, sanık hakkında daha sonra yeniden bir notlama yapılarak bu kez zaaflarından kurtulmuş, bağlılığı yüksek derecede yönetici ve sohbet hocası vasfının bulunduğu şekilde "SAYV" olarak notunun yükseltildiği yönünde sanık hakkında değerlendirmede bulunulduğu,

Soruşturma aşamasında sanıktan elde edilen dijital materyallerin incelenmesine yönelik hazırlanan rapora göre, söz konusu materyallerde örgüt ile iltisaklı bir veriye ve suç unsuruna rastlanmadığı anlaşılmıştır.

Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle, örgüt ile bir bağının olmadığını, hakkında gerçekleştirilen fişlemedeki bilgilerin başkaları tarafından kolaylıkla elde edilebilecek nitelikte olduğunu ifade ederek üzerine atılı suçlamayı reddetmiştir.

Tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde somut olayda;
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen dijital veri üzerinde kendisine bağlılık notu verildiğine dair değerlendirmeler haricinde söz konusu verileri destekleyecek nitelikte sanığın örgütün düzenlemiş olduğu sohbet ve toplantılara katıldığı, sohbet hocalığı yaptığı yönünde herhangi bir tanık beyanı bulunmadığı, yine örgüt üyeliğine delil teşkil edebilecek gizli program kullanma vs. yönünde sanık hakkında bir tespit bulunmadığı anlaşılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04/04/2006 gün 2006/3-35 Esas ve 2006/97 Karar sayılı ilamıyla "...ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan 'in dubio pro reo' kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesi gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceği, ceza yargılamasında mahkûmiyetin, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanması gerektiği, adli hataların önüne geçilmesinin tek yolunun bu olduğu; bu itibarla sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, birbiriyle çelişkili, kesin bir kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılarak, sanığın cezalandırılmasına karar verilemeyeceği..." belirtilerek kuşkunun sanık yararına yorumlanması gerektiği içtihaden vurgulanmıştır.

Bu itibarla, her ne kadar Garson Kod adlı gizlik tanıktan elde edilen verilerde sanığın örgüte yüksek derecede sadakat ile bağlı olduğu, sohbet hocalığı vasfı bulunduğu yönündeki veriler sanığın örgüt üyesi olabileceği yönünde bir şüphe içermekte ise de, bu şüphenin yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda sanık lehine yorumlanması gerçekleştirilerek, sanığın savunmasının aksine örgütün hiyerarşik yapısı içerisine girdiğine, örgüt ile arasında üyelik için gerekli bulunan organik bağın kurulduğuna, örgütün kuruluşu, kurucuları, lideri, amacı, stratejileri ve eylemleri ile irtibatlı olduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan sanığın CMK 223/2-e uyarınca beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

  1. Sanık ***** hakkında “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak ” suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması için kamu davası açılmışsa da, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediğinden, CMK-223/2-e maddesi uyarınca sanığın atılı suçtan BERAATİNE,
  2. Sanık hakkında atılı suçtan verilen CMK 109/1-3-a maddesi gereğince verilen adli kontrol tedbirinin karar kesinleştiğinde KALDIRILMASINA,
  3. Sanığın göz altında kaldığı günler için CMK' nın 141. maddesi uyarınca tazminat hakkı olduğu hususunun bildirilmesine, (anlatılıp ihtarat yapıldı)
  4. Resen yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde BIRAKILMASINA,
  5. Adli emanetin 2019/7426 sırasında kayıtlı olan Bursa İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünün 05/07/2019 tarih ve 19482364-66741-(63044)-2018/50286-D-9 sayılı yazısı ekinde gelen ve içeriği 05/07/2019 tarihli koli kapatma tutanağında belirtilen TEM B-2016-077975 sayılı kapalı mühürlü bulgu poşeti içerisinde; 1 adet Sandisk marka 64GB kapasiteli imaj USB' nin dosyada DELİL OLARAK SAKLANMASINA,
  6. Sanıktan teslim alınan dijital materyallerin incelenmesi ve imaj alma işlemleri tamamlanmamış ise de karar kesinleştiğinde kendisine teslim edilmesi için Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne müzekkere YAZILMASINA,
    Dair, Sanık ***** ve sanık müdafi Av. Emir SENEMAN' ın yüzüne karşı, iddia makamında C.Savcısı *****'ün huzuru ile talebe aykırı verilen karar yönünden kanun yollarına müracaat hakkı bulunduğundan;

Hüküm yüzüne karşı açıklananlar yönünden; Hükmün açıklanmasından itibaren 7 gün içinde; Hüküm yokluğunda açıklanan yönünden; Hükmün tebliğinden itibaren 7 gün içinde, mahkememize bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bu konuda bir beyanda bulunulması yada aynı süre içinde mahkememize gönderilmek üzere bulunduğu yer Ağır Ceza Mahkemesi' ne (Ağır Ceza Mahkemesi olmayan yerlerde Asliye Ceza Mahkemesine) dilekçe vermek suretiyle,

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinafı kabil olmak üzere (belirtilen süre içinde kanun yollarına müracaat edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ihtarıyla) oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/10/2019